• BIST 86.796
  • Altın 248,946
  • Dolar 6,0406
  • Euro 6,7414
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 11 °C

1900 Yıllık Su Kullanım Yasası

1900 Yıllık Su Kullanım Yasası
Laodikya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Laodikya Antik Kenti'nde kazı ve restorasyon çalışmalarının 15. yılı itibariyle önemli...

Laodikya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Laodikya Antik Kenti'nde kazı ve restorasyon çalışmalarının 15. yılı itibariyle önemli tarihi yapıları gün yüzüne çıkardıklarına vurgu yaparak, yapılan çalışmalar ve projeler hakkında bilgi verdi.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı, PAÜ Arkeoloji Enstitüsü Müdürü, Laodikya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Laodikya Antik Kenti kazılarının 15. yılında değerlendirmelerde bulundu. 2003 yılı öncesi, Laodikya Antik Kenti'nin tanınmayan bir ören yeri olduğunu hatırlatan Şimşek, yapılan çalışmalarla Denizli'nin ticaret ve sanayi kenti olmasının binlerce yıl öncesine dayandığını ortaya koyduklarını ifade etti. Şimşek, "Her şeyden önce antik kaynaklar Laodikya'nın, M.Ö. 3. yüzyılın ortalarında Seleukoslar Kralı 2. Antiokhos'un eşi Laodike adına kurulduğunu yazıyordu. Yaptığımız kazı çalışmaları sonucunda bugün Laodikya'nın tarihinin M.Ö. 5500'e kadar uzandığını gördük. Laodikya'nın bir Roma, bir Grek kenti değil, Anadolu insanının kurduğu bir şehir olduğunu ortaya koyduk. Arkeolojik çalışmalar geçmişle günümüz arasındaki bağlantıları ortaya koyar. Yaptığımız çalışmalarla Denizli'nin ticaret ve sanayi kenti olmasının, binlerce yıl öncesine dayandığını ortaya koyduk. Buradan tekstil üretiminin tüm dünyaya ihraç edildiği, mermer ticaretinin ovadaki göl ve Büyük Menderes nehri kanalıyla denize ulaştırıldığı, hububat, hayvan ve hayvansal ürünlerin üretiminin bu coğrafyada çok zengin olduğu ortaya çıktı. Zira Lykos Ovası dediğimiz Denizli Ovası Güney, Batı ve İç Anadolu bağlantılarını sağlayan bir kavşak noktasıdır. İklimin elverişli, toprakların verimli ile su kaynaklarının bol olması, buradaki yaşamı milyonlarca yıl önceye götürmüştür. Bu coğrafyada 1 milyon yıldan bu yana kesintisiz yaşam devam etmektedir" dedi.

"Laodikya, İncil'de adı geçen 7 kiliseden birine sahip"

Yapılan kazı ve restorasyon çalışmalarında kentteki Suriye Caddesi'nin 400 metrelik kısmında yani Tapınak A'da Laodikya Kilisesi gibi çok önemli yapıları kazarak ve ayağa kaldırdıklarını kaydeden Şimşek açıklamalarına şöyle devam etti:

"Laodikya, özellikle M.S. 1 ve 3. yy'da en parlak dönemini yaşamıştır ki bizim hesaplamalarımıza göre, bu dönemde kentin 80 bin civarında nüfusu vardır. Hierapolis ve Tripolis'in yaklaşık 40 bin civarında nüfusu olduğu düşünülürse, Laodikya'nın metropol kent olduğu görülür. Laodikya, İncil'de adı geçen 7 kiliseden birine sahiptir. 7. Kilise, Laodikya Kilisesi'dir. İmparator Büyük Konstantin zamanına tarihlenen bu kilisenin tespit edilmesi, ayağa kaldırılması ve koruma çatısının yapılması kurumsal arkeoloji için çok önemlidir. Biz Laodikya'da ekip olarak kazı ve restorasyon çalışmalarını bir arada yürütüyoruz. Ana felsefemiz kazdığımız yeri restore etmeden başka bir yere geçmemek üzerine kurulu. Bu yılki yani 2018 yılı çalışmalarımızı, Kiliseli Peristylli Ev ile Kuzey Kutsal Agora'da yürütüyoruz. Agorada 7 metre toprağın altında kalan devasa sütunları ve buna bağlı olarak da antik dönemin o muhteşem freskli (resimli) arka duvar mimarisini yıkıldığı şekliyle ortaya çıkardık."

"Kazı alanında çok yavaş ve titiz bir çalışma yürütülüyor"

Şimşek kazılarda ortaya çıkarılan yapıları şu sözlerle anlatmaya devam etti:

"11 metre yüksekliğinde ve 265 metre uzunluğundaki, M.S. 494 yılı depreminde doğuya doğru sıralı olarak yıkılmış olan traverten blokların iç kısmının tamamen fresklerle süslenmiş olduğunu tespit ettik. Depremde yıkılan 9 sıra halindeki duvarı, üzerine yığılan molozlardan dolayı olduğu gibi korunmuş olarak bulduk. Bu tespit ettiğimiz duvarı, bu kadar büyük bir alanın boyanması bakımından dünyadaki nadir bir örnek olarak değerlendiriyoruz. Her bir bloku düştüğü yerden belgeledikten sonra aşama aşama sistemli bir şekilde ayağa kaldırıyor, fresklerde ve sıvalardaki gerekli sağlamlaştırma önlemlerini aldıktan sonra yerine koyuyoruz. Kazı alanında çok yavaş ve titiz bir çalışma yürütülüyor. Şu anda böyle büyük özgün duvar resimleri korunmuş bir alan yok. Yani bu hem Anadolu arkeolojisi hem de dünya arkeolojisi için çok önemli. Bu freskler, özgün olarak günümüze ulaşabilen bu kadar geniş bir alanın boyandığı en önemli ve tek örnektir."

"Kazılar da 1900 yıllık Su Kullanım Yasasını tespit ettik"

Kazılar da 1900 yıllık "Su Kullanım Yasası"nı tespit ettiklerini de vurgulayan Şimşek, 2015 yılında, dünyada bilinen en uzun ve detaylı su yasasının Laodikya'da ortaya çıkardıklarını belirterek, " İmparator Traian'a ithaf edilen bu yazıt, 30 satırdan oluşmakta ve Dünya Su Forumu'na sunulabilecek niteliktedir. Özellikle su kaynaklarının korunup sistemli dağıtımından, su dağıtımını sağlayacak kişilerin dürüst olmasına varıncaya kadar içeriği dünyada bilinen en uzun ve detaylı yazıt olması bakımından oldukça önemlidir

Laodikya, Türkiye'deki ilk kurumsal ve en büyük kazı alanıdır, Pamukkale Üniversitesi olarak yaptığımız Laodikya kazıları, 2009 yılı itibariyle 12 ay üzerinden kesintisiz çalışmaların devam ettiği, ülkemizdeki ilk kurumsal ve en büyük kazı alanıdır. Altyapısıyla, laboratuvarlarıyla, konferans salonlarıyla, kütüphanesiyle, mimari çizim odalarıyla burada bir sistem kurulmuştur" diye konuştu.

1900 Yıllık Su Kullanım Yasası

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.